Bilim

Dinozor dışkısı dalgıç kuşunun ilk tüylerini korudu

tarihinde yayımlandı2 dk okumaYazan: NewUJ Editorial Desk

tarihinde güncellendihatalı bilgiler düzeltildi

Dinozor dışkısı dalgıç kuşunun ilk tüylerini korudu
Fotoğraf: Andrey Atuchin (illustration); O'Connor et al./Current Biology (fossil photo)
0 0
XWhatsAppTelegramLinkedIn

Kuzeydoğu Montana'daki Hell Creek Formasyonu'nda 2016 yılında toplanan, golf topunun yaklaşık yarısı büyüklüğündeki fosilleşmiş bir dışkı parçasının, soyu tükenmiş bir dalgıç kuşuna ait tüyler barındırdığı anlaşıldı. 10 Eylül 2026'da Current Biology dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, koprolitin içinde birden çok tüy parçasının yanı sıra bir gar balığına ait pulları ve bir hesperornithiform'a ait bacak kemiklerini tanımlıyor. Hesperornithiform'lar, suya dalıp balık avlayan, büyük bölümü uçamayan kuşlardı; bugün dalgıç kuşlarının doldurduğu ekolojik rolü üstlenmişlerdi. Çalışmanın başyazarı Jingmai O'Connor'ın fosil sürüngenler küratörü olarak görev yaptığı Field Museum'a göre bunlar, bugüne dek bulunmuş ilk hesperornithiform tüyleri. Dışkıyı bırakan hayvan ise belirlenebilmiş değil: müze büyük bir yırtıcıdan, "belki bir T. rex ya da bir Nanotyrannus"tan söz ediyor, ekip tek bir tür adı vermiyor.

Fosil, analiz yayımlanana kadar yaklaşık on yıl koleksiyonlarda bekledi. Washington Üniversitesi'ne bağlı Burke Museum'dan paleontolog David DeMar Jr., örneği 2016'da arazide toplamıştı. Ekip, içeriği fosile zarar vermeden okuyabilmek için örneğin mineral bileşimini inceledi ve BT taraması yaptı; bu yöntemde üst üste yığılan binlerce X-ışını kesiti, bir cismin içinde ne olduğunu görünür kılıyor. Field Museum ve Washington Üniversitesi, makalenin çıktığı gün olan 10 Eylül 2026'da kendi duyurularını yayımladı. Çok kurumlu yazar listesinde O'Connor ve DeMar'ın yanı sıra Washington Üniversitesi ve Burke Museum'dan Gregory Wilson Mantilla, Montana'nın Ekalaka kentindeki Carter County Museum'dan Nate Carroll ve Colorado Üniversitesi Boulder'dan Karen Chin yer alıyor.

Tüyleri dikkate değer kılan şey, tekdüze değil karışık bir yapı sunmaları. Washington Üniversitesi'nin açıklamasına göre tüylerden ikisi — koprolitin yüzeyinde açıkta kalan tüy de dahil — yalnızca yaşayan kuşlarda ve onların doğrudan atalarında görülen özellikler taşıyor: köşeli bir tüy sapı ve süngerimsi bir iç yapı. Bilinen başka hiçbir Mezozoik tüy bu özellikleri bir arada taşımıyor. Aynı kuşun diğer tüyleri ise daha küçük, yumuşak ve ilkel; daha erken dinozorlarla ilişkilendirilen türden. Üniversite bu tüyleri, Mezozoik'ten bilinen en iyi korunmuş fosil tüyler olarak niteliyor. Bu ayrıntı, paleontolojinin ısrarlı sorularından birine dokunuyor: 66 milyon yıl önceki yok oluş neden seçiciydi? Kuş soylarının bir bölümü kuş olmayan dinozorlarla birlikte silinirken, bugünkü kuşların ataları hayatta kaldı. O'Connor'ın hipotezi, bu kuşların tüy tipinin ya da tüy dökme biçiminin söz konusu seçiciliğin altta yatan nedenlerinden biri olabileceği; vücut ısısını daha zayıf tutan bir tüy yapısı, asteroit çarpmasının ardından gelen soğukta ciddi bir dezavantaj olurdu.

Bu, yerleşmiş bir açıklama değil, bir hipotez. Tek bir koprolit yalnızca tek bir kuşun tüy yapısını kaydeder, Kretase'deki tüm soylarını değil; araştırmacılar da tüylerin tek başına hangi grupların hayatta kalacağını belirlediğini iddia etmiyor. Avcının kimliği hâlâ belirsiz ve bu geniş iddianın sınanması daha fazla malzeme gerektirecek: daha fazla koprolit, daha fazla tüy parçası ve daha geniş bir Kretase kuşu yelpazesiyle karşılaştırma. Buluşun şimdilik verdiği şey ise araştırmacıların daha önce hiç sahip olmadığı bir şey: bir hesperornithiform'un tüyünün gerçekte nasıl göründüğüne dair fiziksel bir örnek.

Kaynaklar

Bildir / kaldırılmasını iste

İlgili

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.